Depresyon nedir, üzüntüden nasıl ayrılır?
Herkes üzülür. İşten çıkarılan biri haftalarca kendini kötü hisseder, bir kayıp aylarca canını yakar. Bunlar depresyon değildir; yaşamın kendisidir. Depresyonda farklı olan şey, çökkünlüğün olayla orantısız hale gelmesi, günün büyük bölümünü kaplaması ve en az iki hafta boyunca hemen her gün sürmesidir. Bir de şu vardır: üzgün insan sevdiği bir şeyle karşılaşınca kısa süreliğine de olsa gülümser. Depresyondaki kişi gülümseyemez; eskiden zevk aldığı şeyler tat vermez. Hekimlerin anhedoni dediği bu belirti, depresyonun en ayırt edici izidir.
Dünya Sağlık Örgütü depresyonu dünyada yeti yitimine en çok yol açan hastalıklar arasında sayar; 280 milyondan fazla insan bu tabloyla yaşıyor. Türkiye'de yapılan toplum taramalarında yetişkinlerin yaklaşık yüzde onu son bir yıl içinde bir depresyon dönemi geçirmiştir ve bunların yarısından azı tedaviye başvurur. Yani muayenehaneye gelen kişi azınlıktadır; sorunu olan değil.
Depresyonun tek bir nedeni yoktur ve "neden ben?" sorusunun kısa bir cevabı da yoktur. Kalıtım tek başına belirleyici değildir; birinci derece akrabasında depresyon olan kişide risk iki üç kat artar, hepsi bu. Uzun süren stres, uykusuzluk, tiroid gibi bedensel hastalıklar, doğum sonrası dönem, kayıplar ve kişinin kendine ilişkin katı inançları bir araya gelince tablo oluşur. Beyindeki serotonin, noradrenalin ve dopamin sistemlerindeki değişim bu sürecin sonucudur; ilaç tedavisinin etki ettiği yer burasıdır.
| Özellik | Üzüntü | Depresyon |
|---|---|---|
| Tetikleyici | Belirli bir olay vardır | Olabilir de olmayabilir de; olayla orantısızdır |
| Seyir | Dalgalanır, iyi günler vardır | Günün çoğunda, hemen her gün, iki haftadan uzun |
| Zevk alma | Kısa süreliğine korunur | Belirgin biçimde azalır ya da kaybolur |
| Öz değer | Korunur | Değersizlik, orantısız suçluluk |
| Beden | Kısa süreli iştah ve uyku değişimi | Kalıcı uyku, iştah, enerji değişimi, ağrılar |
| İşlevsellik | Sürdürülür | İş, okul ya da ilişkilerde belirgin bozulma |
Belirtiler: bedende, zihinde ve günlük yaşamda
Tanı için hekimin aradığı çerçeve bellidir: çökkün duygudurum ya da ilgi kaybından en az biri, toplamda en az beş belirti, iki haftadan uzun süre. Ama belirtiler ders kitabındaki gibi gelmez. Bazı hastalar sürekli ağlamaktan yakınır, bazıları hiçbir şey hissedememekten. Kimi on saat uyuyup yorgun kalkar, kimi sabaha karşı dörtte uyanıp bir daha dalamaz.
Zihinde olanlar şöyle sıralanabilir: umutsuzluk, olaylarla orantısız suçluluk, "herkese yüküm" düşüncesi, geçmişteki küçük hataların sürekli zihne gelmesi, karar verememe, okuduğunu akılda tutamama. Bedende olanlar ise iştah ve kilonun değişmesi, uykunun bozulması, açıklanamayan yorgunluk, hareketlerde yavaşlama ya da tam tersi yerinde duramama. Baş ağrısı, sırt ağrısı ve sindirim yakınmaları yüzünden önce dahiliyeye giden, tetkikleri temiz çıkınca psikiyatriye yönlendirilen hasta sayısı hiç az değildir; depresyon çoğu zaman bedenle konuşur.
Bir de görünmeyen belirti var. Ölüm düşünceleri. "Keşke uyanmasam", "olmasam daha iyi olurdu" gibi düşünceler üzüntüde görülmez; depresyonda ise hastaların önemli bir bölümünde vardır ve çoğu bunu sorulmadan söylemez. Bu yüzden herkese sorulur. Sorulması hastanın durumuyla ilgili bir yargı değildir; muayenenin parçasıdır.
Belirtiler yaşa ve cinsiyete göre de değişir. Yaşlılarda unutkanlık ve bedensel yakınmalar ağır basar; depresyon demans sanılabilir ve bu tabloya "yalancı demans" denir. Ergenlerde çökkünlükten çok sinirlilik, okul başarısında düşüş ve içe kapanma görülür. Erkeklerde öfke, alkol ve riskli davranışlar depresyonu maskeler; erkek hastalar muayenehaneye çoğunlukla eşlerinin ısrarıyla ve depresyon için değil, uykusuzluk ya da "sinirlerim bozuk" diye gelir.
İlgili yazı
Depresyon mu, kötü bir dönem mi? Ayırt eden yedi işaret
Depresyon belirtileri ile geçici üzüntüyü ayıran yedi işaret: süre, ilgi kaybı, uyku ve iştah, bedensel yakınmalar, suçluluk, işlevsellik ve ölüm düşünceleri.
Depresyonun türleri ve neden ayrımın önemi var
Majör depresyon en bilinen biçimdir: belirgin bir dönem, iki haftadan uzun, işlevselliği bozan. Distimi ise daha sinsidir. Belirtiler hafiftir ama en az iki yıl sürer; kişi "ben zaten hep böyleyim, karakterim bu" diye kanıksar ve hiç başvurmaz. Oysa distimi de tedaviye yanıt verir; hastalar ilk kez "normal" hissetmenin nasıl bir şey olduğunu tedaviden sonra öğrenir.
Mevsimsel depresyon sonbaharda başlar, kışın ağırlaşır, ilkbaharda kendiliğinden hafifler. Aşırı uyku, tatlı isteği ve kilo artışı eşlik eder. Sabah parlak ışık tedavisi ve zamanlaması doğru yapılan ilaç tedavisi bu tabloda özellikle etkilidir.
En dikkat edilmesi gereken ayrım bipolar bozukluk içindeki depresyondur. Şöyle düşünün: geçmişte birkaç gün ya da hafta süren, az uyuduğu halde enerjisi taşan, çok konuşan, harcamaları artan, büyük planlar yapan bir dönem yaşadıysanız bu bir ipucudur. Bipolar depresyonda tek başına antidepresan taşkınlık dönemini tetikleyebilir; tedavi planı tamamen değişir ve duygudurum düzenleyici ilaçlar devreye girer. İlk görüşmede bu dönemlerin ısrarla sorulmasının nedeni budur.
Psikotik özellikli depresyonda gerçekle bağını yitiren suçluluk ya da yoksulluk inançları görülür ve bu tablo daha yakın izlem gerektirir. Doğum sonrası depresyon ile adet döngüsüne bağlı duygudurum değişimleri ayrı bir sayfada ele alındı: gebelik, doğum sonrası ve menopoz.
| Tür | Ayırt edici özellik |
|---|---|
| Majör depresyon | Belirgin dönem, iki haftadan uzun |
| Distimi | Hafif ama iki yıldan uzun süren çökkünlük |
| Mevsimsel | Sonbahar ve kış başlangıcı, aşırı uyku |
| Bipolar depresyon | Geçmişte taşkınlık ya da hipomani dönemi |
| Psikotik özellikli | Gerçek dışı suçluluk, yoksulluk inançları |
Ayırıcı tanı: depresyona benzeyen durumlar
Tiroid bezinin az çalışması yorgunluk, kilo alma, yavaşlama ve çökkünlük yapar; depresyondan ayırt etmek tahlil olmadan güçtür. B12 ve D vitamini eksikliği, kansızlık, uyku apnesi, bazı tansiyon ilaçları ve kortizon benzer tablolar yaratır. Bu yüzden ilk değerlendirmede birkaç tahlil istenir; amaç depresyonu tahlille bulmak değil, depresyon gibi görünen bedensel nedenleri dışlamaktır.
Yas ile depresyonun ayrımı da hekimin gündemindedir. Yasta acı kaybedilen kişiye odaklıdır ve dalgalar halinde gelir; aralarda güzel anılarla gülümsenebilir. Depresyonda ise değersizlik kişinin kendisine yönelir ve hiçbir şey tat vermez. İkisi bir arada da bulunur ve o zaman depresyonun tedavisi yasın akışını kolaylaştırır. Tükenmişlik sendromu işle sınırlı bir bitkinliktir; iş dışında keyif alınabiliyorsa depresyon değildir. Ne var ki tedavisiz tükenmişlik, depresyona giden en kısa yollardan biridir.
| Benzer durum | Ayırt eden ipucu | Nasıl dışlanır |
|---|---|---|
| Tiroid yetmezliği | Üşüme, kabızlık, cilt kuruluğu, kilo alma | TSH ve serbest T4 tahlili |
| B12 eksikliği | Uyuşma, unutkanlık, dilde yanma | B12 düzeyi, kan sayımı |
| Uyku apnesi | Horlama, gündüz uykululuk, sabah baş ağrısı | Uyku laboratuvarı |
| Yas | Acı kaybedilen kişiye odaklı, öz değer korunur | Görüşme; süre ve içerik |
| Bipolar bozukluk | Geçmişte taşkınlık dönemi | Ayrıntılı öykü, yakın bilgisi |
| Tükenmişlik | İşle sınırlı, iş dışında keyif alınır | Görüşme |
Muayenehanede tanı nasıl konur?
Kan tahlili yok, film yok. Depresyon tanısı ayrıntılı bir görüşmeyle konur; ilk görüşme bu yüzden 45 dakika ile bir saat sürer. Belirtilerin ne zaman başladığı, nasıl seyrettiği, daha önce benzer dönemler olup olmadığı, ailede psikiyatrik hastalık öyküsü, kullanılan ilaçlar, alkol ve uyku düzeni konuşulur. PHQ-9 ya da Beck Depresyon Ölçeği şiddeti sayıya döker; tanı koymaz ama tedavi boyunca ilerlemeyi izlemeye yarar.
Gerekirse tiroid işlevleri, B12, D vitamini ve kan sayımı istenir. Görüşmenin sonunda olası tanı ve seçenekler size açıkça anlatılır. Kararı birlikte verirsiniz; "ilaç istemiyorum" cümlesi görüşmeyi bitirmez, seçenekleri değiştirir.
Tedavi: ilaç, psikoterapi ve ikisinin birlikte kullanımı
Antidepresanlar hakkında bilinmesi gerekenler
Bugün yaygın kullanılan antidepresanlar serotonin ve noradrenalin sistemine etki eder. Bağımlılık yapmazlar, kişiliği değiştirmezler, "uyuşturmazlar". İlk iki hafta yan etkilerin görülüp yararın henüz başlamadığı zor bir dönemdir; mide bulantısı, baş ağrısı ve uykuda geçici değişim en sık yan etkilerdir ve çoğu on gün içinde söner. Sabır gerekir. Yarar haftalar içinde belirginleşir; önce uyku ve iştah düzelir, enerji ardından gelir, çökkünlük en son kalkar.
Belirtiler tamamen düzeldikten sonra ilaç bir süre daha sürdürülür; süreye hekim karar verir. Bu dönem atlanırsa yineleme olasılığı belirgin biçimde artar. Bırakma, hekim kontrolünde ve doz azaltılarak yapılır; birden kesmek baş dönmesi, bulantı ve huzursuzlukla giden kesilme belirtilerine yol açar. İkinci ya da üçüncü depresyon dönemini yaşayanlarda koruyucu olarak daha uzun kullanım gündeme gelir.
Psikoterapi
Bilişsel davranışçı terapi, depresyonu besleyen düşünce kalıplarını ("hiçbir şeyi beceremem") ve geri çekilme davranışını hedefler; süreli ve yapılandırılmıştır. Kişilerarası terapi, ilişki çatışmaları ve rol değişimlerine odaklanır. Hafif ve orta şiddette depresyonda psikoterapi tek başına ilaç kadar etkilidir. Orta ve ağır depresyonda ise ilaçla terapinin birlikte kullanılması, ikisinin tek başına kullanımından daha iyi sonuç verir; ilaç belirtileri düşürür, terapi yinelemeyi önler.
Yaşam düzeni ve dirençli depresyon
Haftada üç gün otuz dakika tempolu yürüyüşün hafif depresyonda ilaca yakın etki gösterdiği kontrollü çalışmalarda gösterilmiştir; bunu tedavinin yerine değil, yanına koymak gerekir. Düzenli uyku saati, sabah gün ışığı ve alkolden uzak durmak tedavinin etkisini artırır. İki uygun ilaç denemesine rağmen düzelmeyen depresyona dirençli depresyon denir; ilaç değişimi, güçlendirici ilaç eklenmesi ve başka yöntemler değerlendirilir. "Bende hiçbir şey işe yaramıyor" cümlesi çoğu zaman henüz doğru kombinasyonun bulunmadığı anlamına gelir.
Tedavi süreci adım adım
İlk görüşmede tanı ve plan konuşulur; gerekirse tahlil istenir. İlaç başlandıysa ilk kontrolde yan etkiler ve ilk yanıt değerlendirilir, doz ayarlanır. Yanıt yeterli değilse doz artırılır ya da ilaç değiştirilir. Belirtiler düzelince kontroller seyrekleşir ve sürdürme dönemi başlar. Bırakma kararı, yeterli süre tam iyilik halinden sonra ve yaşamın görece sakin olduğu bir dönemde alınır; doz kademeli azaltılır. Bu adımların zamanlaması kişiye göre değişir ve görüşmede birlikte belirlenir.
Toparlanma düz bir çizgi değildir. İnişler olur. İyi haftaların ardından kötü bir gün gelmesi tedavinin işe yaramadığını göstermez. Uyku günlüğü tutmak, belirtileri haftalık puanlamak ve kontrol görüşmesine bunlarla gelmek süreci hızlandırır.
Yakınlar için: ne işe yarar, ne yaramaz?
Depresyondaki kişiye "kendini topla", "bak neler var şükret", "biraz gez dolaş" demek işe yaramaz; kişi zaten bunu yapamadığı için hastadır. İşe yarayan şeyler daha sıradandır. Yanında olmak. Randevuya gitmesini kolaylaştırmak, gerekirse eşlik etmek. İlaç tedavisini "sen ilaçsız da yapabilirsin" diyerek baltalamamak. Küçük hedefler koymak: bugün duş, yarın on dakika yürüyüş. Ve ölüm düşüncelerinden söz ediyorsa bunu ciddiye almak; "öyle deme" diye kapatmak yerine dinlemek ve hekime haber vermek.
Yakınların kendi yorgunluğu da gerçektir. Aylarca süren bir depresyon eşi ve aileyi tüketir; gerekirse yakınların da destek alması tedavinin parçasıdır.
