Obsesyon ve kompulsiyon: döngü nasıl işler?
Obsesyon, kişinin kendi iradesiyle üretmediği, saçma ya da rahatsız edici bulduğu halde zihninden atamadığı düşünce, görüntü ya da dürtüdür. "Ellerim mikroplu." "Ocağı açık bıraktım." "Sevdiğim birine zarar verebilirim." Kompulsiyon ise bu düşüncenin yarattığı sıkıntıyı azaltmak için yapılan tekrarlayıcı eylemdir: yıkamak, kontrol etmek, saymak, hizalamak, içinden dua etmek, birinden güvence istemek.
Döngü dört adımdır. Düşünce gelir. Kaygı yükselir. Davranış yapılır. Kaygı geçici olarak düşer. Beyin bu rahatlamayı ödül olarak kaydeder ve bir sonraki sefer aynı davranışı daha erken, daha güçlü ister. Kişi başta günde birkaç dakika, sonra saatler harcar; on kez kontrol edilen kapı on beş kez kontrol edilmeye başlar, çünkü on artık yetmez.
OKB, toplumun yaklaşık yüzde iki üçünde görülür; Türkiye'de bu, bir milyonu aşkın kişi demektir. Genellikle ergenlikte ya da genç erişkinlikte başlar. Başvuru ise ortalama on yıl gecikir. Bunun nedeni hastalığın hafifliği değil, utancıdır; kişi düşüncelerini kimseye söyleyemez ve kompulsiyonlarını saklamayı öğrenir. Dünya Sağlık Örgütü OKB'yi yeti yitimine en çok yol açan on hastalık arasında saymıştır; iş, evlilik ve eğitim üzerindeki etkisi depresyonla kıyaslanabilir.
Sık görülen takıntı türleri
Bulaşma obsesyonu en yaygın olanıdır. Mikrop, kir, kimyasal ya da hastalık bulaşacağı korkusu; peşinden uzun ve tekrarlayan yıkanmalar, temizlik ritüelleri, umumi tuvaletlerden ve kapı kollarından kaçınma. Bazı hastaların elleri yıkanmaktan çatlar; bazıları eve girince kıyafetlerini kapıda çıkarır.
Kontrol obsesyonunda ocak, kapı, priz, musluk ve ütü tekrar tekrar kontrol edilir; kişi "birine çarptım mı" diye arabayla aynı yoldan geri döner. Simetri ve düzen takıntısında eşyaların "tam doğru" durması gerekir; sayma, tekrarlama ve "tamamlanmamışlık" hissi eşlik eder. Biriktirme, işe yaramayan eşyaları atamama biçiminde görülür ve artık ayrı bir tanı olarak ele alınır.
En çok gizlenen türler zarar verme, cinsel ve dinî içerikli obsesyonlardır. Anne, bebeğine zarar verme görüntüsü geldiği için bıçakları saklar. Dindar bir kişi ibadet sırasında küfür içerikli düşünceler geldiği için ibadeti tekrarlar ya da bırakır. Bir baba, çocuğuna karşı cinsel içerikli bir düşünce zihninden geçtiği için kendinden iğrenir ve çocuğuna dokunmaktan kaçınır. Bu kişiler yıllarca kimseye söylemez; çünkü düşünceyi kendilerinin bir parçası sanırlar.
Şunu açıkça söylemek gerekir: obsesyonlar kişinin en çok değer verdiği şeylere saldırır. Zarar vermekten dehşete düşen kişi, zarar vermeyi en istemeyen kişidir. Düşüncenin gelmesi kişinin onu yapmak istediği anlamına gelmez; tam tersini gösterir. Hekim bu düşünceleri duyduğunda yargılamaz, tanır. Tedavinin ilk adımı, düşüncenin adını koyabilmektir.
| Obsesyon | Tipik kompulsiyon | Sık kaçınma |
|---|---|---|
| Bulaşma, kirlenme | Yıkama, temizlik, dezenfektan | Umumi tuvalet, kapı kolu, tokalaşma |
| Kuşku, kontrol | Kapı, ocak, priz kontrolü; geri dönüp bakma | Evden son çıkan olmamak, araç kullanmamak |
| Simetri, tamamlanmamışlık | Hizalama, sayma, tekrarlama | Başkasının eşyaya dokunmasına izin vermemek |
| Zarar verme | Zihinsel kontrol, güvence isteme | Bıçak, cam kenarı, yalnız kalmak |
| Cinsel ve dinî | Dua, tekrar, zihinsel iptal | İbadet, çocuklarla temas, belirli yerler |
İlgili yazı
Takıntı mı, OKB mi? Kendinize sorabileceğiniz altı soru
OKB olduğumu nasıl anlarım? Titizlik ile obsesif kompulsif bozukluğu ayıran altı soru: süre, sıkıntı, direnç, kaçınma, aile ve işlevsellik.
Titizlik mi, OKB mi? Bir de yakınlar için not
Düzenli olmak, temizliğe özen göstermek ya da işini iki kez kontrol etmek hastalık değildir; çoğu zaman avantajdır. Titiz kişi düzeni sever ve ondan keyif alır. OKB'si olan kişi ise davranışı istemez, saçma bulur, ama yapmadığında dayanılmaz bir sıkıntı yaşar. Davranış günde bir saatten fazla zaman alıyorsa, işe geç kalmaya ya da ilişkilerde gerginliğe yol açıyorsa artık bir bozukluktan söz edilir.
Obsesif kompulsif kişilik yapısı ayrı bir şeydir; burada kurallara bağlılık, mükemmeliyetçilik ve esneyememe kişinin kendi tercihidir ve onu rahatsız etmez. OKB'de ise belirtiler kişiye yabancıdır. Bazı hastalarda içgörü zayıflar ve "gerçekten bulaşır" inancı yerleşir; tedavi bu durumda daha yavaş ilerler ama yine mümkündür.
Aileler hastalığı farkında olmadan besler. Eşyaları kişinin istediği gibi dizmek, "temiz mi?" sorusuna her seferinde güvence vermek, eve girerken belirli bir ritüele uymak, kontrol etmesini beklemek. Buna uyum sağlama denir; kısa vadede evde huzuru korur, uzun vadede döngüyü güçlendirir. Tedavide aile görüşmesinin yer almasının nedeni budur: güvence vermeyi kademeli olarak azaltmak öğretilir.
| Özellik | Titizlik ve düzenli kişilik | OKB |
|---|---|---|
| Davranışa bakış | İster, keyif alır | İstemez, saçma bulur |
| Yapılmadığında | Hafif rahatsızlık | Dayanılmaz sıkıntı, felaket beklentisi |
| Zaman | Günlük yaşamın içinde | Günde bir saatten fazla |
| İşlevsellik | Korunur, çoğu zaman artar | İş, ilişki ve eğitimde kayıp |
| Ailenin rolü | Etkilenmez | Kurallara uymak zorunda kalır |
Neden olur?
Kalıtım belirgin bir rol oynar; birinci derece akrabasında OKB olan kişide risk birkaç kat yüksektir. Beyinde hata sinyalini işleyen devrelerin aşırı çalıştığı görüntüleme çalışmalarıyla gösterilmiştir; kişi "bir şey yanlış" alarmını kapatamaz. Stresli yaşam olayları, doğum sonrası dönem ve çocuklukta geçirilen bazı enfeksiyonlar başlangıcı tetikleyebilir. Çocuklukta katı ve ceza odaklı yetiştirilme tek başına neden değildir, ama abartılı sorumluluk duygusu için bir zemin hazırlar.
Depresyon OKB'li hastaların yarısından fazlasında tabloya eklenir; kaygı bozuklukları, tik bozuklukları ve dikkat eksikliği de sık görülür. Bu yüzden değerlendirme yalnızca takıntılara değil, tüm tabloya bakar.
Tanı nasıl konur?
Tanı, ayrıntılı görüşmeyle konur. Obsesyonların içeriği, kompulsiyonların süresi, kaçınmalar ve aile içi uyum sorgulanır. Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği belirtilerin şiddetini sayıya döker ve tedavi boyunca ilerlemeyi izlemeye yarar; tanı koymaz. Görüşmede en zor bölüm çoğu zaman düşüncelerin içeriğini söylemektir. Söylenmediğinde tedavi yanlış hedefe yönelir; söylendiğinde hekim için tanıdık bir tablodur.
Tedavi seçenekleri
Maruz bırakma ve tepki önleme
OKB'de en etkili psikoterapi yöntemidir; bilişsel davranışçı terapinin bu hastalık için geliştirilmiş biçimidir. Kişi korktuğu durumla planlı ve kademeli olarak karşılaşır (kapı koluna dokunmak) ve ardından gelen kompulsiyonu (elini yıkamak) yapmaz. Kaygı önce yükselir, sonra kendiliğinden düşer. Beyin, kompulsiyon olmadan da rahatlamanın geldiğini öğrenir. Çalışma, terapistle birlikte hazırlanan bir liste üzerinden en kolaydan en zora ilerler; kimse hazır olmadığı adıma zorlanmaz. Görüşmeler arası ev çalışması esastır. Yalnızca konuşmaya dayalı terapiler OKB'de yeterli değildir.
İlaç tedavisi
Serotonin sistemine etki eden antidepresanlar OKB'de etkilidir. İki fark vardır: depresyona göre daha yüksek doz gerekir ve yanıt daha geç gelir; haftalarca beklemek gerekebilir. "İki hafta kullandım, işe yaramadı" diyerek bırakmak en sık yapılan hatadır. Yeterli yanıt alınamadığında güçlendirici ilaçlar eklenebilir. Belirtiler düzeldikten sonra ilaç bir süre daha sürdürülür; erken bırakmada yineleme sık görülür.
Birlikte kullanım ve dirençli OKB
Orta ve ağır OKB'de ilaçla terapinin birlikte yürütülmesi en kalıcı sonucu verir. İlaç kaygıyı terapinin yapılabileceği düzeye çeker; terapi ilacın bırakılmasından sonra kazanımların kalıcı olmasını sağlar. İki uygun ilaç ve yeterli terapiye rağmen düzelmeyen tablolara dirençli OKB denir; ilaç kombinasyonları ve ileri yöntemler bu aşamada değerlendirilir.
Tedavi süreci ve beklentiler
İlk görüşmede belirti haritası çıkarılır ve Yale-Brown puanı alınır. İlaç başlandıysa doz kademeli yükseltilir ve kontrollerde yanıt izlenir. Terapi başlandıysa ilk görüşmeler hastalığın mantığını anlamaya ve maruz bırakma listesini hazırlamaya ayrılır; ardından en kolay maddelerle çalışılmaya başlanır. İlk somut kazanımlar kontrol sayısının düşmesi ve yıkama süresinin kısalması olarak görülür. Puan belirgin düşünce zor maddelere geçilir. Program bittiğinde yineleme önleme planı hazırlanır; hangi belirtinin geri geldiğinde hangi egzersizin yapılacağı yazılır.
Tedaviyle birçok kişide belirtiler günlük yaşamı etkilemeyecek düzeye iner; bazılarında tamamen kaybolur. Amaç düşüncelerin hiç gelmemesi değildir; herkesin zihnine tuhaf düşünceler gelir. Amaç, düşünce geldiğinde kompulsiyon yapmadan geçmesine izin verebilmektir. Yıllarca gizlenmiş bir OKB'nin bile tedaviye yanıt verdiğini söylemek gerekir; sürenin uzunluğu sonucu belirlemez, tedaviye başlamak belirler.
Sık yapılan yanlışlar
Düşünceyi bastırmaya çalışmak. "Bunu düşünme" komutu düşünceyi iki kat sıklaştırır; beyaz ayıyı düşünmemeye çalışan herkes bunu bilir. Güvence toplamak. "Sence ellerim temiz mi?" sorusunun cevabı bir dakika rahatlatır, sonra soru yeniden gelir; güvence de bir kompulsiyondur. İlacı erken bırakmak. Yanıt gelmeden "işe yaramadı" demek en sık hata. Yalnızca konuşma terapisiyle yetinmek. OKB'de maruz bırakma olmadan kalıcı düzelme nadirdir. Aileyi sisteme dahil etmek. Eşin, annenin ve çocukların kurallara uyması hastalığı görünmez kılar; tedaviyi geciktirir. Ve internetten kendi kendine tanı koyup "şizofreniye dönüşür mü" korkusuyla aylar kaybetmek. Dönüşmez. Muayenehanede bu sorunun cevabı bir cümledir.
