Obsesyon

Obsesyon, kişinin istemediği halde zihnine gelip yerleşen, rahatsız edici düşünce, imge ya da dürtüdür. Kişi bu içeriği kendi değerlerine yabancı bulur. Utanır, saklar. Bulaşma, kuşku, simetri, dini içerikli düşünceler ve yakınına zarar verme imgeleri sık görülen biçimlerdir; yıllarca kimseye anlatılmayan ise çoğu zaman bu sonuncusudur.

Obsesyon: nasıl görünür, ne zaman önemlidir

Muayenehanede en zor anlatılan şey obsesyonun içeriğidir. Bulaşma ya da kuşku düşüncesi kolay söylenir. Zarar verme imgesi söylenmez. Bir anne "bebeğimi kucağıma alırken aklıma düşürmek geliyor, ben nasıl bir insanım" diye ancak üçüncü görüşmede konuşabildi; o güne kadar bu düşünceyi kendi arzusu sanmış ve kendini kötü biri olarak görmüştü.

Oysa tanım gereği kişi bu düşünceleri istemez. Zihne kendiliğinden gelirler, kişinin değerlerine aykırıdırlar ve sıkıntının kaynağı tam olarak bu aykırılıktır. Bir düşüncenin akla gelmesi onu istemek değildir. Bu ayrımı anlatmak tedavinin başında yapılan işlerden biridir.

Obsesyon her zaman düşünce biçiminde gelmez. Bazen bir görüntüdür. Bazen bir dürtü ya da bedensel bir histir. Ortak nokta zihne dayatılmış olması ve kişinin onu uzaklaştırmaya çabalamasıdır.

Bu çaba işe yaramaz, hatta tersine çalışır. Bastırılan düşünceye zihin daha sık döner; kişi düşünceyi kovmak için harcadığı her dakikada ona bir kez daha önem yüklemiş olur ve düşünce bu önemle büyür.

Obsesyon: karıştırıldığı durumlar

Herkesin kafasında rahatsız edici düşünceler dolaşır; peki sıradan endişe nerede biter, obsesyon nerede başlar? Endişe eden kişi düşüncesini kendine ait bulur ve onunla uğraşır. Obsesyonu olan kişi ise düşünceyi yabancı bulur ve ondan kurtulmaya çalışır. Psikoz sanrısından da ayrıdır: sanrıda kişi düşüncesine inanır, obsesyonda içgörü korunur, kişi düşüncesinin mantıksız olduğunu bilir.

Ayrıntılı bilgi

Bu konuda blog yazıları