İçgörü

Kişinin belirtilerinin bir hastalığa ait olduğunu fark etme derecesi. Takıntı bozukluğunda içgörü genellikle korunur: kişi düşüncesinin mantıksız olduğunu bilir ama kompulsiyonu bırakamaz. Manide ve psikotik tablolarda içgörü azalır. İçgörünün derecesi tedaviye katılımı ve başvurunun kimden geldiğini belirler.

Nasıl görünür, ne zaman önemlidir

İçgörü tek bir açık kapalı düğme değildir, derecelidir. Takıntı bozukluğunda kişi çoğu zaman düşüncesinin mantıksız olduğunu bilir ama bu bilgi davranışı durdurmaya yetmez. Manide ve psikotik tablolarda ise içgörü belirgin biçimde azalır, kişi hasta olduğunu düşünmez.

Bu derecenin pratik sonuçları vardır. İçgörüsü yerinde olan kişi tedaviyi kendi ister ve sürdürür; azaldığında başvuruyu yakınlar yapar, tedaviye bağlılık kırılgan olur ve izlem daha yakın aralıklarla planlanır.

Görüşmede içgörü, kişiye ne olduğunu düşündüğü sorularak değerlendirilir. Yanıtın içeriği kadar esnekliği de bilgi verir: kişi başka bir açıklamayı düşünebiliyor mu, kanıt karşısında görüşünü gözden geçirebiliyor mu. Bu esneklik gidiş hakkında da ipucu taşır.

Karıştırıldığı durumlar

İnkârla karıştırılır. Fark şudur: inkâr eden kişi gerçeği bir düzeyde bilir ve kabul etmekten kaçınır, içgörünün kaybında ise kişi gerçekten hasta olduğunu düşünmez. İkisine aynı biçimde yaklaşmak işe yaramaz.

Ayrıntılı bilgi

Bu konuda blog yazıları