Kaygı Bozuklukları ve Panik Atak

Kaygı, tehlike karşısında bedenin doğal alarmıdır. Alarm ortada tehlike yokken çalmaya başladığında ve kişi bu yüzden yaşamını daraltmaya başladığında adı kaygı bozukluğu olur. Bu tablolar psikiyatride tedaviye en hızlı yanıt veren grubun içindedir.

Yaşam boyu sıklık
Her dört kişiden biri; kadınlarda erkeklerin yaklaşık iki katı
Başlangıç yaşı
Panik 20 ile 30, sosyal kaygı ergenlik, yaygın kaygı 30 sonrası
Sık eşlik edenler
Depresyon, uykusuzluk, alkol kullanımı
Tetkik
Tiroid, kalp ritmi ve kan şekeri bir kez dışlanır; sonra tekrar gerekmez

Kaygı ne zaman bir bozukluk sayılır?

Sınavdan önce ellerin terlemesi, uçakta türbülansta midenin kasılması, çocuğun gece geç kalmasıyla gelen huzursuzluk. Bunlar sağlıklı kaygıdır; bir işlevi vardır ve tehlike geçince söner. Kaygının bir bozukluğa dönüştüğünü gösteren üç işaret vardır. Yoğunluğu ortadaki durumla orantısızdır. Aylardır sürüyordur. Ve kişi bu yüzden bazı şeylerden kaçınmaya başlamıştır.

Kaçınma, kaygının en sinsi tarafıdır. Metroya binmeyen kişi kısa vadede rahatlar; ama beyin "metro tehlikeliydi, iyi ki binmedin" dersini çıkarır ve bir sonraki sefer alarm daha erken çalar. Aylar içinde metro, köprü, alışveriş merkezi ve kalabalık sokaklar birer birer listeye eklenir. Yaşam alanı, kimse fark etmeden küçülür.

Kaygı bozuklukları en sık görülen psikiyatrik hastalık grubudur; yaşam boyu her dört kişiden biri bunlardan birini yaşar. Kadınlarda erkeklerin yaklaşık iki katı sıklıkta görülür. Buna rağmen başvuru yıllarca ertelenir; "ben zaten evhamlıyım, karakterim böyle" cümlesi muayenehanede en sık duyulan cümlelerden biridir. Kaygı bozuklukları ayrı ayrı tanılardır ama sık sık birlikte görülür ve yarısına depresyon eşlik eder.

TanıKorkunun kaynağıTipik belirtiSıklık (yaşam boyu)
Panik bozukluğuBedensel duyumlar, atağın kendisiTekrarlayan ataklar, atak beklentisi, agorafobiYaklaşık yüzde 3 ile 5
Yaygın anksiyete bozukluğuGelecek, sağlık, para, aileKontrol edilemeyen endişe, kas gerginliği, uykusuzlukYaklaşık yüzde 5 ile 6
Sosyal kaygı bozukluğuBaşkalarının değerlendirmesiKonuşma, yeme, tanışma durumlarından kaçınmaYaklaşık yüzde 7 ile 12
Özgül fobiBelirli nesne ya da durumUçak, yükseklik, kan, hayvanYaklaşık yüzde 10

Panik atak ve panik bozukluğu

Panik atak, birkaç dakika içinde tepe noktasına ulaşan yoğun bir korku nöbetidir. Kalp çarpıntısı, nefes alamama hissi, göğüste sıkışma, terleme, titreme, baş dönmesi, ellerde uyuşma ve zihinden geçen tek cümle: "Ölüyorum" ya da "aklımı kaçırıyorum". Çoğu kişi ilk atakta acil servise gider; EKG ve tahliller temiz çıkar, kafa karışıklığı büyür. Oysa atak kalbe zarar vermez. Ne kadar korkutucu olursa olsun, çoğunlukla on dakika içinde sönmeye başlar.

Tek bir panik atak geçirmek hastalık değildir; toplumun üçte biri yaşamının bir döneminde en az bir atak yaşar. Panik bozukluğu, atakların tekrarlaması ve kişinin ataklar arasında "yine gelecek mi?" korkusuyla yaşamaya başlamasıdır. Bir sonraki adım çoğu zaman agorafobidir: kaçmanın zor olacağı düşünülen yerlerden kaçınma. Otoyol, tünel, asansör, sinema, kuaför koltuğu, uzun yol otobüsü. Tedavi edilmediğinde bazı hastalar yalnızca eşi yanındayken dışarı çıkar, sonra evden hiç çıkamaz hale gelir.

Panik bozukluğunda kısır döngü bedensel duyumların yanlış yorumlanmasıyla döner. Merdiven çıkınca hızlanan kalp "atak başlıyor" diye okunur, bu okuma adrenalini artırır, artan adrenalin kalbi daha da hızlandırır. Tedavi bu okumayı değiştirir. Panik atağı taklit eden bedensel durumlar da vardır: tiroidin fazla çalışması, kalp ritim bozuklukları, kan şekeri düşmesi, kafein fazlalığı ve bazı ilaçlar. İlk değerlendirmede bunlar bir kez dışlanır.

İlgili yazı
Panik atak anında ne yapmalı? Beş dakikalık plan
Panik atak nasıl geçer? Atak sırasında nefes, dikkat ve bekleme adımlarıyla beş dakikada atağı atlatma planı; ne zaman psikiyatriste başvurmalı.

Yaygın anksiyete bozukluğu

Burada tehdit yoktur. Ya da hep vardır. Kişi sağlık, para, iş, çocuklar ve gelecek hakkında en az altı aydır, çoğu gün, kontrol edemediği biçimde endişelenir. Endişe bir konudan diğerine atlar; biri çözülünce yenisi gelir. Kas gerginliği, boyun ve omuz ağrısı, huzursuzluk, uykuya dalamama, çabuk yorulma ve dikkat toplayamama eşlik eder. "Bir şey olacak" hissi gün boyu arka planda çalışan bir motor gibidir.

Bu tablo çoğu zaman yıllardır süren bir mizaç sanılır; kişi tedaviye kaygı için değil, uykusuzluk ya da mide yakınmaları için gelir. Yaygın kaygının kendisi tedavi edilmeden uyku ilacı vermek, kaynağa değil belirtiye müdahale etmektir. Yaygın anksiyete bozukluğu olan hastaların yarısından fazlasında bir noktada depresyon gelişir; erken tedavi bunu önler.

Sosyal kaygı bozukluğu

Korkunun kaynağı başkalarının değerlendirmesidir. Toplantıda söz almak, telefonla konuşmak, başkalarının önünde yemek yemek ya da imza atmak, yeni biriyle tanışmak yoğun sıkıntı yaratır; kişi yüzünün kızaracağından, ellerinin titreyeceğinden, saçmalayacağından korkar. Genellikle ergenlikte başlar ve utangaçlıkla karıştırılır. Aradaki fark yaşamdaki bedeldir: sosyal kaygısı olan kişi terfiyi reddeder, sunum gerektiren dersi bırakır, ilişki başlatamaz. Yıllar sonra baktığında kariyer ve ilişki seçimlerinin çoğunu kaygının verdiğini görür.

Bazı kişilerde kaygı yalnızca belirli durumlarla sınırlıdır; sahne, sunum, sınav. Buna performans tipi denir ve tedavisi daha kısadır. Yaygın tipte ise hemen her sosyal durum sıkıntı yaratır ve depresyon çoğu zaman tabloya eklenir. Sosyal kaygıda alkol kullanımı sık görülür; "iki kadeh içince rahatlıyorum" cümlesi zamanla bağımlılığa giden bir yol olabilir ve görüşmede açıkça sorulur.

Bedensel belirtiler, tetkikler ve kaygıyı artıranlar

Kaygı bedende yaşanır. Çarpıntı, nefes darlığı, mide bulantısı, ishal, sık idrara çıkma, baş ağrısı, kulak çınlaması, uyuşma ve karıncalanma en sık yakınmalardır. Bunlar gerçektir. Hayal ürünü değildir; adrenalinin bedendeki etkisidir. Aynı belirtileri tiroidin fazla çalışması, kalp ritim bozuklukları, kansızlık, kan şekeri düşmesi ve bazı ilaçlar da yapabilir. İlk değerlendirmede bu nedenler gerekirse tahlille dışlanır; ondan sonra her çarpıntıda yeni bir kalp tetkiki istenmez.

Kafein ve enerji içecekleri kaygıyı belirgin biçimde artırır; günde üç dört fincan kahve içen bir hastanın panik ataklarının kahveyi bırakınca seyreldiği sık görülür. Alkolün ertesi günü, uykusuzluk, bazı burun açıcı ilaçlar ve sigarayı bırakma dönemi de alarmı hassaslaştırır. Bunlar tedavinin ilk haftalarında tek tek sorgulanır.

Tedavi seçenekleri

Bilişsel davranışçı terapi

Kaygı bozukluklarında en güçlü kanıta sahip psikoterapi yöntemidir; NICE ve Amerikan Psikiyatri Birliği kılavuzlarında yer alır. Terapinin iki ayağı vardır. Birincisi felaket senaryolarını gerçekçi biçimde yeniden değerlendirmek: "kalbim hızlandı, kalp krizi geçiriyorum" düşüncesini "kalbim hızlandı, çünkü adrenalin salındı" ile değiştirmek. İkincisi kaçınılan durumlarla planlı ve kademeli biçimde yüzleşmek; buna maruz bırakma denir. Metroya önce bir durak, sonra üç durak, sonra kalabalık saatte. Kaygı her seferinde yükselir, sonra kendiliğinden düşer; beyin "tehlike yokmuş" dersini deneyimle öğrenir. Ev ödevi vardır; terapi odada başlar, dışarıda biter.

Panik bozukluğunda bedensel duyumlarla yüzleşme de çalışılır: yerinde koşarak kalbi bilerek hızlandırmak, pipetle nefes alarak nefes darlığını taklit etmek. Sosyal kaygıda dikkatin kendine odaklanması ve güvenlik davranışları (gözlük takmak, elleri cebe sokmak, konuşmayı kısa kesmek) özel olarak ele alınır.

İlaç tedavisi

Serotonin geri alım inhibitörleri ve benzeri antidepresanlar kaygı bozukluklarında yaygın kullanılır. Bağımlılık yapmazlar; etkileri haftalar içinde belirginleşir. İlk haftalarda kaygının geçici olarak artması sık görülür ve hastayı en çok korkutan yan etkidir; düşük doz başlangıç ve gerekirse kısa süreli destekleyici ilaç bu dönemi kolaylaştırır. Sakinleştirici grubundan ilaçlar hızlı etki eder ama haftalarca kullanıldığında alışkanlık yapar; bu yüzden yalnızca kısa süreli ve kontrollü verilir, tedavinin temeli olmaz. Performans tipi sosyal kaygıda, sunumdan önce alınan ve kalp hızını düşüren ilaçlar tek başına yeterli olabilir.

Günlük yaşamda

Nefesi yavaşlatmak, dört saniyede alıp altı saniyede vermek, atak sırasında en işe yarayan tek beceridir; derin ve hızlı nefes tam tersine uyuşmayı ve baş dönmesini artırır. Haftada birkaç gün tempolu yürüyüş, kafeini azaltmak ve düzenli uyku belirtilerin şiddetini düşürür. Bunlar tedavinin yerine geçmez; tedaviyi güçlendirir.

Tedavi süreci ve beklentiler

Panik bozukluğunda ilaç tedavisiyle ataklar seyrekleşir; kaçınmanın çözülmesi terapiyle daha uzun sürer. İlaç, belirtiler düzeldikten sonra bir süre daha sürdürülür ve azaltılarak bırakılır. Yaygın anksiyete daha yavaş düzelir ve daha uzun izlem ister. Sosyal kaygıda performans tipi daha kısa sürede, yaygın tip daha uzun sürede toparlanır. Süreler kişiye göre değişir; plan görüşmede birlikte yapılır.

Tedavi bittikten sonra stresli bir dönemde kaygının bir süreliğine geri gelmesi olağandır. Terapide öğrenilen beceriler tam da bu dönemler içindir; hastaların çoğu yeniden tedaviye gerek kalmadan atlatır. Yineleme olursa, ikinci tedavi genellikle ilkinden kısa sürer.

Sık yapılan yanlışlar

Her çarpıntıda yeni bir kalp tetkiki yaptırmak. Tanı konduktan sonra tekrarlanan tetkikler kaygıyı azaltmaz; "ya bu kez gerçekse" düşüncesini besler. Kaçınmayı çözüm sanmak. Metroya binmemek atağı önlemez, atak korkusunu büyütür. Sakinleştiriciyi çantada taşımak. İlaç yanında olduğu için rahatlayan kişi, ilacın değil kendisinin atağı atlattığını hiç öğrenemez; terapide bu "güvenlik nesnesi" özellikle ele alınır. Alkolle gevşemek. Kısa vadede işe yarar, ertesi gün kaygıyı iki katına çıkarır. Ve en yaygını: "geçer" diye beklemek. Kaygı bozuklukları tedaviye iyi yanıt verir; tedavisiz bırakıldığında ise yıllar içinde depresyon ve kaçınma eklenir.

Ne zaman başvurmalı?

  • Panik atakları tekrarlıyor ve yeni bir atak korkusuyla yaşıyorsanız
  • Kalabalık, metro, köprü ya da uzun yol gibi yerlerden kaçınmaya başladıysanız
  • Endişe altı aydır çoğu gün sürüyor ve uykunuzu bozuyorsa
  • Toplantı, sunum ya da tanışma gibi durumlar iş ve ilişkilerinizi sınırlıyorsa
  • Tetkikleriniz temiz çıkmasına rağmen çarpıntı ve nefes darlığı sürüyorsa
  • Rahatlamak için alkol ya da sakinleştirici kullanmaya başladıysanız

Kendinize ya da başkasına zarar verme düşünceniz varsa beklemeyin: 112'yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun.

Sık sorulan sorular

Panik atak kalp krizine yol açar mı?
Yol açmaz. Atak sırasındaki çarpıntı ve göğüs sıkışması korkutucudur ama kalbe zarar vermez. İlk atakta kalp kaynaklı nedenlerin bir kez tetkikle dışlanması doğru olur; tanı konduktan sonra tekrarlayan ataklarda yeni tetkik gerekmez.
Kaygı ilaçları uyuşturur mu, işimi yapabilir miyim?
Antidepresan grubundan kaygı ilaçları uyuşukluk yapmaz ve çalışma hayatını etkilemez; ilk haftalarda geçici hafif yan etkiler görülebilir. Uyuşukluk yapan sakinleştiriciler yalnızca kısa süreli ve gerekliyse kullanılır.
Terapiye gitmeden yalnızca ilaçla düzelir miyim?
Belirtiler ilaçla belirgin biçimde azalır. Ancak kaçınma davranışları ve felaket düşünceleri değişmediğinde ilaç bırakıldıktan sonra kaygı geri dönebilir. Mümkünse ilaç tedavisine bilişsel davranışçı terapi eşlik eder.
Sosyal kaygı utangaçlıkla aynı şey mi?
Değil. Utangaçlık bir kişilik özelliğidir ve yaşamı sınırlamaz. Sosyal kaygı bozukluğunda korku o kadar yoğundur ki kişi terfi, eğitim ya da ilişki fırsatlarını kaçırır. Bu düzeye gelen kaygı tedavi gerektirir ve tedaviye iyi yanıt verir.
Panik atak sırasında ne yapmalıyım?
Oturun, nefesi yavaşlatın (dört saniyede alın, altı saniyede verin), etrafınızda gördüğünüz beş şeyi sayın ve atağın adını koyun: "bu bir panik atak, dakikalar içinde geçecek". Kaçmak ya da acile koşmak alarmı güçlendirir. Ayrıntılı plan blogdaki panik atak yazısındadır.
Kaygı bozukluğu tamamen geçer mi?
Çoğu kişide belirtiler tedaviyle günlük yaşamı etkilemeyecek düzeye iner ve kaçınmalar çözülür. Stresli dönemlerde geçici alevlenme olabilir; terapide öğrenilen beceriler bu dönemlerde kullanılır. Erken başlanan tedavi süreyi kısaltır.
Çocukluğumdan beri kaygılıyım, yine de tedavi olur mu?
Olur. Sürenin uzunluğu tedavi yanıtını belirlemez; yirmi yıllık sosyal kaygı da yapılandırılmış terapiye yanıt verir. Uzun süren tablolarda depresyon ve alkol kullanımı da taranır ve birlikte ele alınır.

Kaynaklar

Bu sayfadaki bilgiler aşağıdaki kılavuz ve kaynaklarla uyumlu olarak hazırlanmıştır.

  1. NICE CG113: Yetişkinlerde yaygın anksiyete bozukluğu ve panik bozukluğu kılavuzu (yeni sekme)
  2. NICE CG159: Sosyal anksiyete bozukluğu tanı ve tedavi kılavuzu (yeni sekme)
  3. Dünya Sağlık Örgütü, Anksiyete bozuklukları bilgi notu (yeni sekme)
  4. Amerikan Psikiyatri Birliği, Anksiyete bozuklukları hasta bilgilendirme sayfası (yeni sekme)
  5. Türkiye Psikiyatri Derneği (yeni sekme)

Bu sayfa bilgilendirme amaçlıdır; tanı ve tedavi kararı hekim muayenesini gerektirir. İçerik Uzm. Dr. Mürüvvet Topaloğlu tarafından hazırlanmış ve gözden geçirilmiştir. Son inceleme: .