Maruz bırakma

Maruz bırakma, kaçınılan durumla kaygı düşene kadar ve kaçmadan kalarak karşılaşmaktır. Kolaydan zora doğru bir sıra izlenir, her adım kişinin onayıyla belirlenir. Sürpriz yoktur, itilmek yoktur. Kaygı bozukluklarında ve takıntı bozukluğunda etkinliği güçlü kanıtlarla desteklenen bir yöntemdir.

Maruz bırakma: nasıl görünür, ne zaman önemlidir

Hangi adımın ne zaman atılacağı önceden konuşulur. Onay olmadan ilerlenmez.

İşleyişi basit bir gözleme dayanır: kaygı sonsuza kadar yükselmez. Kişi durumda kalmayı sürdürdüğünde kaygı kendi kendine düşer ve beyin yeni bir bilgi kaydeder; bunun için iki şey gerekir, kaçmamak ve güvence davranışlarını da bırakmak. Kaçmak öğrenmeyi bozar.

Odada şöyle geçer: asansör korkusu olan kişiyle önce asansörün fotoğrafına bakılır, sonra kapısının önünde durulur, sonra kapı açıkken içine girilir. Her basamakta kaygının kaç puan olduğu sorulur, düştüğü birlikte görülür ve kişi 'hazırım' demeden bir sonraki basamağa geçilmez. Beden öğrenir.

Takıntı bozukluğunda bu yöntem kompulsiyonun yapılmamasıyla birlikte uygulanır, yani kişi sıkıntı veren durumla karşılaşır ve ritüele başvurmadan bekler; kaygı bozukluklarında ise kaçınılan ortamlar kademeli olarak geri alınır.

Maruz bırakma: karıştırıldığı durumlar

Zorla yüzleştirme değildir. Bu yanlış anlama pek çok kişiyi yöntemden uzaklaştırır; 'beni köpeklerin arasına mı atacaksınız' sorusunu duymuşluğum var. Kişi hazır olmadan, onayı alınmadan atılan adım tedavi sayılmaz. Kademeli ve işbirliğiyle yürütülmesi yöntemin tanımının parçasıdır, keyfi bir yumuşatma değil.

Bu konuda blog yazıları