Bilişsel çarpıtma

Bilişsel çarpıtma, durumu sistemli biçimde olduğundan farklı okuyan düşünce kalıplarıdır: hep ya hiç düşünmek, en kötüsünü varsaymak, tek olaydan genel kural çıkarmak, başkalarının aklını okuduğunu sanmak. Bu kalıpları tanımak bilişsel davranışçı terapinin başlangıç işidir; amaç iyimser olmak değil, gerçeğe daha yakın bakmaktır.

Bilişsel çarpıtma: nasıl görünür, ne zaman önemlidir

Listeye olumlu olanı görmezden gelmek de eklenir. Bir sınavdan iyi not aldınız, aklınız hemen 'şans' der. Bir arkadaşınız mesajınıza geç döndü, 'bana kızgın' diye okursunuz. Tanıdık geliyor mu? Bunlar bilgi eksikliği değildir; aynı olayı farklı okuyan birini yanınıza koysanız ikiniz de aynı bilgiye sahipsiniz, farklı olan işleme biçimidir.

Bu çalışma 'olumlu düşün' telkiniyle karıştırılmamalıdır. Yapılan şey düşünceyi kanıtla sınamaktır. Düşünce doğruysa doğru kalır; iş, onu güzelleştirmek değil, dayanağını yoklamaktır.

Pratikte düşünce kaydı tutulur: durum, o anki duygu, akıldan geçen düşünce, bu düşünceyi destekleyen ve çürüten kanıtlar. Birkaç hafta sonra kişi kendi kalıbını tanır. Müdahale noktası o zaman kendiliğinden görünür.

Bilişsel çarpıtma: karıştırıldığı durumlar

Yanlış inançla aynı şey mi? Değil. Yanlış inanç bilgi eksikliğinden doğar ve doğru bilgiyle düzelebilir. Çarpıtma ise bilgiyi işleme biçiminden doğar; kişi doğruyu bilse bile o an aynı kalıpla okuyabilir. Sınavı geçtiğini bilen öğrenci yine de 'bu kez şanstı' diyebiliyorsa sorun bilgide değildir.

Ayrıntılı bilgi