Bu alan neyi kapsar?
Depresyon ve kaygı bozuklukları kadınlarda erkeklerin yaklaşık iki katı sıklıkta görülür ve bu fark ergenlikle başlar, menopozla azalır. Yani hormonların rolü vardır. Östrojen ve progesteron beyindeki serotonin sistemini doğrudan etkiler; bu hormonların hızla değiştiği dönemler, bazı kadınlarda psikiyatrik belirtilerin ortaya çıktığı ya da alevlendiği dönemlerdir. Adetten önceki hafta, gebelik, doğumu izleyen aylar, düşük ve kayıp, tüp bebek tedavisi, perimenopoz.
Bu alan, bu dönemlere özgü tabloları tanımayı, bunları sıradan depresyon ya da kaygıdan ayırmayı ve tedaviyi kadının bulunduğu döneme göre planlamayı kapsar. Emziren bir anneye yazılacak ilaçla, menopoz dönemindeki bir kadına yazılacak ilaç aynı değildir. Hormon değişimi psikiyatrik belirtilerin tek nedeni değildir; ama görmezden gelindiğinde tedavi hedefi ıskalanır.
Bu alanın bir de görünmeyen yükü vardır. Doğum sonrası depresyon yaşayan annelerin çoğu "iyi anne değilim" korkusuyla belirtilerini saklar. Adet öncesi belirtiler "kaprisli" diye geçiştirilir. Menopoz dönemindeki kadın "yaşlanıyorum işte" der. Hepsinde ortak olan şey, tedavi edilebilir bir tablonun kader sanılmasıdır.
Adet öncesi disforik bozukluk
Adetten önceki günlerde hafif gerginlik, şişkinlik ve göğüs hassasiyeti kadınların büyük çoğunluğunda görülür; buna premenstrüel sendrom denir ve tedavi gerektirmez. Premenstrüel disforik bozukluk başka bir şeydir. Adetten bir hafta önce başlayan belirgin çökkünlük, öfke patlamaları, ağlama nöbetleri, umutsuzluk, yoğun kaygı, uyku ve iştah değişimi; adet başlayınca birkaç gün içinde tümüyle geçen bir tablo. Aylık döngünün yarısında kişi kendini tanımaz, diğer yarısında her şey normaldir.
Tanının anahtarı zamanlamadır. Belirtiler adetle birlikte kayboluyorsa ve en az iki döngü boyunca günlük kayıtla doğrulanıyorsa PMDD düşünülür. Bu yüzden ilk görüşmeden sonra iki ay boyunca günlük belirti kaydı istenir; kayıt, tanıyı koyduğu gibi altta yatan sürekli bir depresyonu da ortaya çıkarır. PMDD'de belirtiler hormon düzeyinin anormal olmasından değil, beynin normal hormon değişimine aşırı duyarlı olmasından kaynaklanır.
Tedavide serotonerjik antidepresanlar etkilidir ve PMDD'de olağan dışı bir hızla, birkaç gün içinde etki gösterir; bu yüzden yalnızca adet öncesi dönemde kullanım seçeneği vardır. Bazı doğum kontrol hapları da yarar sağlar. Bilişsel davranışçı terapi, düzenli egzersiz ve kafein azaltma belirtilerin şiddetini düşürür.
| Özellik | Premenstrüel sendrom | Premenstrüel disforik bozukluk |
|---|---|---|
| Belirtiler | Şişkinlik, hassasiyet, hafif gerginlik | Çökkünlük, öfke, umutsuzluk, yoğun kaygı |
| Şiddet | Rahatsız edici | İş ve ilişkileri bozar |
| Sıklık | Kadınların çoğu | Yüzde 3 ile 8 |
İlgili yazı
Hamilelikte antidepresan: bırakmalı mı, devam mı?
Hamilelikte antidepresan kullanılır mı, bebeğe zarar verir mi? Gebelik planlarken ve gebe kaldıktan sonra ilaç kararı nasıl verilir; ani bırakmanın riskleri.
Gebelikte psikiyatrik belirtiler ve ilaç kararı
Gebelik depresyona karşı korumaz; gebe kadınların yaklaşık yüzde on ile on beşi gebelik sırasında depresyon yaşar. En sık yapılan hata, gebelik öğrenilince psikiyatrik ilacın bir günde kesilmesidir. Antidepresanı birden bırakan kadınların yarısından fazlasında gebelik sırasında depresyon geri döner; tedavisiz depresyon ise erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve doğum sonrası depresyonla ilişkilidir. Yani "bebek için ilaç kesmek" çoğu zaman bebek için daha kötü sonuç verir.
Karar, her ilaç için ayrı ayrı ve kadınla birlikte verilir. Yaygın kullanılan birçok antidepresanla ilgili on binlerce gebelikten elde edilmiş veri vardır ve büyük çoğunluğu için belirgin bir doğumsal anomali artışı gösterilmemiştir. Bazı ilaçlar gebelikte kesinlikle kullanılmaz; bazı duygudurum düzenleyiciler bu gruptadır ve gebelik planlanıyorsa aylar önce değişiklik gerekir. Bu nedenle gebelik planlayan ve psikiyatrik ilaç kullanan her kadının gebelikten önce görüşmesi yerinde olur.
Gebelikte ilaçsız seçenekler de vardır. Hafif ve orta depresyonda psikoterapi tek başına yeterli olabilir. Kaygı için bilişsel davranışçı terapi, uyku düzenleme ve gebe yogası gibi yöntemler gerçek yarar sağlar. Tüp bebek tedavisi gören kadınlarda kaygı ve depresyon sık görülür; hormon tedavisinin kendisi de duygudurumu etkiler ve bu dönemde destek tedavi başarısını olumsuz etkilemez.
Düşük ve kayıp
Gebelik kaybı yaşayan kadınların yaklaşık yarısında sonraki aylarda depresyon ya da kaygı belirtileri görülür ve bu yas çoğunlukla çevre tarafından tanınmaz. "Daha erken haftaydı", "yine olur" gibi cümleler yası görünmez kılar. Kayıptan sonraki gebelikte kaygı belirgin biçimde artar. Bu dönemde destek almak, hem yasın işlenmesini hem de sonraki gebeliğin daha sakin geçmesini sağlar.
Doğum sonrası dönem: hüzün, depresyon ve psikoz
Doğumdan sonraki ilk iki haftada annelerin yüzde seksene yakını ağlama nöbetleri, duygusal dalgalanma ve uykusuzluk yaşar. Buna doğum sonrası hüzün denir; hormonların ani düşüşü, uykusuzluk ve yeni sorumluluğun birleşimidir ve iki hafta içinde kendiliğinden geçer. Tedavi gerektirmez; destek, uyku ve zaman yeter.
Doğum sonrası depresyon farklıdır. Her yedi ile on anneden birinde görülür, genellikle ilk üç ayda başlar ama ilk yıl boyunca ortaya çıkabilir. Çökkünlük, bebeğe karşı hissizlik ya da tam tersi bebeğe bir şey olacak korkusuyla sürekli kaygı, kendini yetersiz anne olarak görme, bebek uyurken bile uyuyamama, iştahsızlık, ağlama ve bazen bebeğe zarar verme düşünceleri. Bu son düşünce anneyi dehşete düşürür ve saklanır; oysa OKB benzeri bu takıntılar doğum sonrası dönemde sık görülür ve annenin bebeğine zarar vereceği anlamına gelmez. Babaların yaklaşık yüzde onunda da doğum sonrası depresyon görülür.
Doğum sonrası psikoz nadirdir; bin doğumda bir iki görülür. İlk iki hafta içinde ani başlar: uykusuzluk, taşkınlık, kafa karışıklığı, gerçek dışı inançlar, bebekle ilgili tuhaf düşünceler. Bu bir acil durumdur ve hastanede tedavi gerektirir; anneyi ve bebeği korumak için hızlı müdahale şarttır. Bipolar bozukluk öyküsü olan kadınlarda risk belirgin yüksektir; bu yüzden gebelik öncesi planlama yapılır.
| Tablo | Sıklık | Başlangıç | Ne yapılmalı |
|---|---|---|---|
| Doğum sonrası hüzün | Yüzde 50 ile 80 | İlk 3 ile 5 gün | Destek, uyku; 2 haftada geçer |
| Doğum sonrası depresyon | Yüzde 10 ile 15 | İlk 3 ay, ilk yıl boyunca | Değerlendirme için başvurun; emzirmeyi bırakmak gerekmez |
| Doğum sonrası kaygı ve OKB | Yüzde 10 ile 20 | İlk haftalar | Başvurun; takıntılar tehlike işareti değildir |
| Doğum sonrası psikoz | Binde 1 ile 2 | İlk 2 hafta | Acil; hastane tedavisi |
Emzirirken ilaç
Doğum sonrası depresyon tedavisinde emzirmeyi bırakmak gerekmez. Anne sütüne geçiş oranı bilinen ve bebekte belirgin etki göstermeyen antidepresan seçenekleri vardır; ilaç seçimi bu verilere göre yapılır ve bebeğin çocuk hekimiyle iletişim kurulur. Tedavisiz depresyon, annenin bebekle bağ kurmasını, emzirmeyi ve bebeğin gelişimini ilaçtan çok daha fazla etkiler.
İlgili yazı
Doğum sonrası depresyon: belirtiler, hüzünden farkı ve ne zaman başvurmalı?
Doğum sonrası depresyon belirtileri, doğum sonrası hüzünden farkı, emzirirken tedavi ve ne zaman psikiyatriste başvurulması gerektiği.
Perimenopoz ve menopoz
Menopoza geçiş yılları, kırk yaşından sonra adetlerin düzensizleştiği dönem, depresyon için bir risk penceresidir; daha önce hiç depresyon geçirmemiş kadınlarda bile risk iki kata çıkar. Sıcak basmaları, gece terlemesi ve bölünen uyku tabloyu ağırlaştırır. Belirtiler klasik depresyondan biraz farklıdır: sinirlilik, dikkat ve bellek yakınmaları, "kendim gibi hissetmiyorum" cümlesi, kaygı ve çarpıntı ön plandadır. Bu belirtiler yaşlanmaya ya da "boş yuva sendromuna" bağlanır ve tedavi edilmez.
Tedavi, kadın hastalıkları hekimiyle iş birliği içinde planlanır. Hormon replasman tedavisi bazı kadınlarda depresif belirtileri de hafifletir; uygun olmayan ya da istemeyen kadınlarda antidepresanlar hem duygudurumu düzeltir hem de sıcak basmalarını azaltır. Bilişsel davranışçı terapinin sıcak basmalarına bağlı sıkıntıyı azalttığı gösterilmiştir. Uykunun düzenlenmesi bu dönemde tedavinin merkezindedir.
Muayenehanede yaklaşım
İlk görüşmede adet düzeni, gebelik ve doğum öyküsü, emzirme, doğum kontrol yöntemi ve menopoz belirtileri her kadına sorulur; hangi yakınmayla gelinmiş olursa olsun. Belirtilerin döngüyle ilişkisi için gerekirse iki aylık günlük kayıt istenir. Tiroid işlevleri, kansızlık ve D vitamini, kadınlarda psikiyatrik belirtileri taklit eden en sık bedensel nedenler olduğu için tahlille dışlanır.
Tedavi planı kadının bulunduğu döneme göre yapılır. Gebelik planlıyorsa ilaç seçimi ona göre değişir; emziriyorsa süte geçişi bilinen ilaçlar tercih edilir; perimenopozdaysa kadın hastalıkları hekimiyle birlikte hormon seçeneği değerlendirilir. Psikoterapi her dönemde kullanılabilir; ilaç istemeyen kadınlar için de bir seçenektir. Doğum sonrası dönemde eşin görüşmeye katılması hem tanıyı hem de evdeki desteği kolaylaştırır.
Kadınlarda sık görülen diğer tablolar bu sitede ayrı sayfalarda ele alınmıştır: vajinismus, cinsel işlev bozuklukları ve depresyon.
Sık yapılan yanlışlar
Gebelik öğrenilince ilacı bir günde kesmek. Depresyonun geri dönme olasılığı yüksektir ve kesilme belirtileri ağır olabilir; karar hekime bırakılmalıdır. Doğum sonrası depresyonu "her anne yorulur" diye geçiştirmek. İki haftadan uzun süren çökkünlük yorgunluk değildir. Bebeğe zarar verme düşüncesini saklamak. Bu düşünceler annelerin önemli bir bölümünde görülür, OKB benzeri bir belirtidir ve söylenmesi tedaviyi hızlandırır. Adet öncesi belirtileri karakter sanmak. İki aylık kayıt çoğu zaman tabloyu netleştirir. Menopoz belirtilerini yaşlanmaya bağlamak. Tedavi edilebilir bir dönemdir ve kadın hastalıkları ile psikiyatri birlikte çalışır.

