Tetikleyici

Tetikleyici, belirtileri başlatan ya da şiddetlendiren dış ya da iç uyarandır. Travmada bir koku olabilir. Bir tarih, bir sokak. Panikte kafein, sıcak bir oda ya da açlık; çökkünlükte uykusuz geçen bir hafta, bir kayıp, bir ameliyat tetikleyici olarak karşımıza çıkar. Bunları bilmek nöbeti öngörülebilir kılar.

Tetikleyici: nasıl görünür, ne zaman önemlidir

Muayenehanede panik atağı anlatan birine ilk sorduğum şeylerden biri atağın öncesidir. O gün ne yedi, kaç saat uyudu, kimle görüştü, hangi ortamdaydı. Çoğu kişi 'durup dururken geldi' der. Saatler tek tek açıldığında ise sabah üç kahve, iki gece uykusuzluk ve kalabalık bir metro çıkar ortaya; atak durup dururken gelmemiştir.

Tetikleyiciyi tanımak kontrol duygusunu geri verir. Nöbet artık gökten inen bir felaket değil, önceden sezilebilen bir dalgadır.

Amaç tetikleyicilerden kaçmak değildir, çünkü kaçınma yaşam alanını adım adım daraltır. Amaç karşılaşma anında ne yapılacağını önceden hazırlamaktır. Bazı tetikleyiciler değiştirilebilir. Uyku düzeni ve kafein miktarı böyledir. Bunlar planın en somut parçasını oluşturur; koku ya da tarih gibi değiştirilemeyenler içinse o anda kullanılacak bir hazırlık konuşulur.

Tetikleyici: karıştırıldığı durumlar

Tetikleyici ile neden aynı şey midir? Değildir. Tetikleyici hastalığın sebebi değil, zaten var olan yatkınlığı o an harekete geçiren şeydir; kahve paniği yaratmaz, hazır zemini uyandırır. Bu ayrımı yapmak kişiyi gereksiz suçluluktan kurtarır, çünkü 'o kahveyi içmeseydim' düşüncesi suçluluk üretir, tetikleyiciyi tanımaksa hazırlık üretir.

Ayrıntılı bilgi

Bu konuda blog yazıları