Duygusal küntleşme, sevgi ve yakınlık dahil duyguların soluklaşmasıdır. Kişi çocuğunu sevdiğini bilir ama hissetmediğini söyler ve bunun için kendini suçlar. Travma sonrasında ve ağır depresyonda görülür. Bazı ilaçların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir; bu ayrımı yapmak tedavi kararını değiştirir.
Duygusal küntleşme: nasıl görünür, ne zaman önemlidir
Duygular yok olmaz, soluklaşır. Çocuğunuzu sevdiğinizi biliyorsunuz ama sevgiyi hissedemiyor musunuz? Bir kaybın ardından ağlayamadınız, iyi bir haberde sevinemediniz mi? Küntleşme tam olarak budur ve kişiyi kendisiyle ilgili en ağır suçlamalara götürür, çünkü dışarıdan bakan hiç kimse içeride neyin eksildiğini görmez.
Travma sonrasında sık görülür. Kaçınmanın bir biçimi sayılır: acı veren duygular kapanırken diğerleri de onlarla birlikte kapanır.
Ağır çökkünlükte de olur. Orada anhedoniyle iç içe geçer ve ikisini birbirinden ayırmak her zaman kolay değildir.
Bazı ilaçların, özellikle serotonerjik etkili olanların yan etkisi olarak da ortaya çıkabilir. Bu ayrım tedavi kararını değiştirir. Küntleşme ilaç başladıktan sonra mı ortaya çıktı, doz artışıyla mı arttı, ilaçtan önce de var mıydı; bu sorular görüşmede ayrıca sorulur.
Siz bunu yaşıyorsanız ve kimseye söylemediyseniz, görüşmede söylemeniz tedavi kararını etkiler. Hissetmemek kötü biri olmak değildir; çoğu zaman tablonun bir parçasıdır ve tabloyla birlikte ele alınır.
Duygusal küntleşme: karıştırıldığı durumlar
Dışarıdan bakan onu duygusuz ya da ilgisiz sanır. Oysa kişi çoğu zaman tam da bu durumdan acı çeker; hissetmediği için acı çekmek, küntleşmenin çelişkisidir. Anhedoniyle de karışır. Anhedonide asıl kayıp haz alma yeteneğindedir, kişi sevdiği şeylerden zevk alamaz. Küntleşmede ise sevgi ve üzüntü dahil bütün duygular soluklaşır; sevinç kadar keder de uzaklaşır.