Derealizasyon

Derealizasyon, çevrenin gerçekdışı, sahte ya da camdan bakılıyormuş gibi görünmesidir. Renkler soluklaşır, sesler uzaktan gelir. Yoğun kaygıda, panik atak sırasında ve travma sonrasında görülür. Kişi çoğu zaman "aklımı kaybediyorum" diye korkar; oysa bu belirti aklın kaybı değil, aşırı uyarılmaya karşı bir tür kapanmadır.

Derealizasyon: nasıl görünür, ne zaman önemlidir

"Evimdeydim ama ev benim evim değildi sanki." Bu cümleyi kuran kişi evi olduğu gibi görüyordur; eşyalar yerindedir, duvarın rengi aynıdır, yalnızca gerçekliğine inanamaz. Renkler soluk gelir, sesler uzaktan duyulur, araya bir cam girmiş gibidir. Çoğu kişi bunu anlatmaktan çekinir. Deli denmesinden korkar.

Belirti en sık yoğun kaygı ve panik atak sırasında görülür; travma sonrasında ve uykusuzlukta da ortaya çıkar. Sağlıklı kişiler de aşırı yorgunlukta kısa süreli yaşayabilir. Sürekli hale geldiğinde ve günlük yaşamı etkilediğinde ayrıca değerlendirilir.

Klinikte asıl bakılan şey gerçeği değerlendirmenin korunup korunmadığıdır. Kişi bunun bir his olduğunu bilir, bu bilgi yerinde durur. Bu yüzden derealizasyon bir psikoz belirtisi değildir ve bu ayrımı görüşmede açıkça söylemek kaygıyı epey hafifletir; çoğu kişi aylardır içinde taşıdığı bir korkuyu o anda bırakır.

Derealizasyon: karıştırıldığı durumlar

En çok korkulan karışıklık psikozdur. Oysa aradaki çizgi nettir ve içgörüden geçer. Derealizasyon yaşayan kişi algısının değiştiğini bilir, "gerçek olmadığını biliyorum ama öyle hissediyorum" der. Psikozda ise algıya inanılır; ses duyan kişi sesin gerçek olduğunu düşünür. Bir de yoğun yorgunluk sonrası kısa süreli yabancılık hissi vardır, o da hastalık değildir, dinlenince geçer.

Bu konuda blog yazıları