Güvence arama

Güvence arama, kaygıyı yatıştırmak için başkalarından sürekli onay istemektir: yakınlara "iyi miyim" diye sormak, aynı tahlili tekrarlatmak, internette belirti aramak. Rahatlama birkaç dakika sürer, sonra kuşku geri gelir ve döngü hızlanır. Yakınların iyi niyetle verdiği güvence farkına varmadan sorunu besler; bu yüzden aile görüşmesinde bu konu ayrıca konuşulur.

Güvence arama: nasıl görünür, ne zaman önemlidir

Soru hep yakınlara gider. Kapıyı kapattım değil mi, bende bir şey yok değil mi, dün akşam seni kırdım mı. Yanıt alındığında rahatlama gerçektir ama kısa ömürlüdür; kuşku geri döndüğünde soru yinelenir ve aralar giderek kısalır.

Bir annenin anlattığı sahne hâlâ aklımda: "Günde kırk kez soruyor, kırk kez evet diyorum, kırk birincide yine soruyor."

İnternette belirti aramak ve aynı tahlili tekrarlatmak da aynı davranışın başka biçimleridir. Her arama yeni bir olasılık getirir. Kaygı azalacağına çoğalır. Tedavide bu yüzden arama sıklığını azaltmak somut bir hedef olarak konuşulur, günde kaç kez arandığı not edilir.

Yakınların payı burada büyüktür. İyi niyetle verilen her güvence döngüyü bir tur daha çevirir, çünkü kişi kendi yargısına değil başkasının sözüne yaslanmayı öğrenir ve bu yaslanma her tekrarla biraz daha derinleşir.

Aile görüşmesinde önerilen şey soruyu görmezden gelmek değildir. Önceden kararlaştırılmış kısa bir yanıtla sınırlı kalmak, güvence vermeyi kademeli olarak azaltmak ve bu azalmanın kişiyle birlikte planlanması konuşulur.

Güvence arama: karıştırıldığı durumlar

Peki bilgi almak için soru sormak güvence arama mıdır? Değildir. Ayrım, tekrarda ve rahatlamanın ömründedir. Tahlilini soran, sonucu öğrenen ve konuyu kapatan kişi bilgi almıştır. Aynı sonucu bir saat sonra yeniden sorduran, ertesi gün başka bir laboratuvarda tekrarlatan kişi ise bilgi değil güvence arıyordur ve aldığı her yanıt bir sonraki sorunun zeminini hazırlar.

Bu konuda blog yazıları