Beklenti kaygısı

Olayın kendisinden çok, olacağını düşünmenin yarattığı kaygı. Sunum yapacak kişi sunumda değil, önceki gece terler. Korkulan şey artık olay değil, korkunun kendisidir. Panik bozukluğunda "yine olacak mı" endişesi, cinsel işlev sorunlarında "yine başaramayacağım" beklentisi tabloyu sürdüren ana güçtür. Bu yüzden tedavi belirtiden önce beklentiye yönelir.

Nasıl görünür, ne zaman önemlidir

Beklenti kaygısı olayın öncesinde çalışır. Sınav, sunum, uçuş ya da cinsel bir yakınlaşma; korku asıl olarak o ana giden günlerde ve saatlerde yaşanır. Kişi kafasında olayı defalarca oynatır, her seferinde kötü bir sonla bitirir ve beden bu provalara gerçek bir tehlikeymiş gibi tepki verir.

Bu mekanizma kaygı bozukluklarını sürdüren ana güçtür. Panik bozuklukta korkulan şey bir sonraki ataktır, sosyal kaygıda başkalarının değerlendirmesi, cinsel işlev sorunlarında yine başarısız olma olasılığıdır. Beklenti bir kez kurulduğunda, olay iyi geçse bile kaygı kendini bir sonraki karşılaşmaya taşır.

Tedavide hedef olayı kusursuz geçirmek değildir. Kişinin kaygıyla birlikte o duruma girebilmesi, kaçmadan kalabilmesi ve beklentinin gerçekleşmediğini kendi deneyimiyle görmesi hedeflenir. Bu yüzden çalışma çoğu zaman düşünceyle değil, davranışla başlar.

Karıştırıldığı durumlar

Sağlıklı bir hazırlık heyecanıyla karıştırılır. Ayırt eden nokta yön ve ölçüdür: hazırlık heyecanı performansı destekler, beklenti kaygısı kaçınmaya yol açar ve kişinin o durumdan tümüyle uzaklaşmasıyla sonuçlanır.

Bu konuda blog yazıları